Anasayfa SECERE

SECERE PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 51
ZayıfEn iyi 
BÜLENT ŞERMET tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 07 Aralık 2009 20:32

BEKTİK (BEKDİK) TÜRKMENLERİ VE DULKADIROĞULLARI



Açıklama: Bir önceki yazımızda Bekdik Türkmenlerinin boy yapısını irdelemeye çalışmış ve Bekdiklerin Avşar kökenli bir topluluk olduğunu izaha çalışmıştık. Bu yazımızda ise Bekdik-Dulkadırlı ilişkisine değinecek ve Dulkadiroğullarının boy yapısını ve Bekdiklerle bağını çözmeye çalışacağız.
Kategori: 2. Sayı
Eklenme Tarihi: 18 Kasım 2007
Geçerli Tarih: 29 Haziran 2009 18:26:09
Site: Avşarelleri
URL: http://www.avsarlar.org/haber_oku.asp?haber=55 ALINTIDIR.


NOT:BABA ANNEMİN KÖKÜ İLE İLGİLİ BİR ARAŞTIRMA BULDUM.
DEDEMİNKİNİDE BULUNCA YAYINLAYACAĞIM.BABA ANNEMİN SOYADI BEDÜK TÜ. BEDÜKLERDE BEKDİK MİŞ.BU ARAŞTIRMA BAŞKA BİR WEB SAYFASINDAN ALINTIDIR.
SAYGILARIMLA...


Dulkadiroğullarının Mensup olduğu Boy

Türk Kültürü 6. ciltte yayınlanan bir araştırmada Dulkadiroğulları’nı oluşturan 7 oymak şöyle sıralanmıştır: 1) Tatıoğlu (Biz bunun Tutuoğlu ile aynı olduğunu biliyoruz), 2) Koroğlu, 3) Kalkanhacıoğlu, 4) Beytoğlu (Maraş Beyit Uşağı, Beytler, Beğitler. Ya da Beğtuklu-Bektuklu-Bektoklu), 5) Hacılu, 6) Şamsaldinli, 7) İmur (Eymir,Eymürlü) (Türk Kültürü 6.ciltten nakleden Ahmet Dulkadiroğlu; Kırşehir ve Yöresinin Kavmi Yapısı-Dünden Bugüne Dulkadiroğulları, Ankara 2002, s.122). Türk Ansiklopedisi Dulkadir Eli maddesi, İran Dulkadirli Ulusunu 12 boya ayırmıştır: 1) Tatıoğlu (Tutuoğlu), 2) Beytoğla (Bektolga-Bektulga-Beğtuklu-Bektuklu), 3) Hacılu, 4) İmur (Eymür), 5) Kalkanhacıoğlu, 6) Koroğlu, 7) Şemseddinlü, 8) Sökülen-Sevgilen (Bana göre bu oymak adını Dulkadırlı Suli Bey’den almıştır), 9) Elekesenoğlu, 10) Camillü, 11) Sarı Tekelü, 12) Yıva-Kaçar.

Dulkadir isminin nereden geldiğini aşiret tutalgamıza (hafıza) dayanarak biz söyleyelim. A. Von Gabain, Dulkadır adının “tulga” ve “dar” kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiğini ileri sürmektedir. Türkolog Louis Basin de “dolga kelimesinden geldiğini tahmin etmektedir. Tatıoğlu olarak yanlış yazılan veya okunan kelimenin aslı Tutuoğlu’dur ve Begtogla, Beytoğlu, Beytoğla, Beyitoğlu okunan kelimenin aslı da Bek Tuklu’dur. Bek Tuklu’yu (Bey Tuğlu), Bek Tolga-Tulga-Togla-Tugla-Toklu okuyanlar da vardır. Faruk Sümer’in Toklu Gümüş, Sebahattin Yaşar’ın Toklu Kömüş okuduğu oymak ve buna bağlı Gümüşgün-Kömüşkin ile Gümüşgin Yatuk/Kömüşkin Batuk cemaatleri de Bek Tuklu Oymağındandır. Kayseri-Pınarbaşı ilçesinde de Gümüşgün köyü vardır. Burada bulunan Kaman köy adının Bekdiklerde bir cemaat olduğunu yukarıda izah etmiştim. Konya-Kulu-Kömüşini köyü, Kömüşkin cemaatinin kurduğu köydür ve Bekdik’tir. Doğrusu Tuklu/Tuğlu Gümüş’tür. Gümüşler sülalesi Ereğli’nin Bulgurluk köyündedir.

Bekdik tutalgasında Dulkadir isminin, Dulkadiroğulları’nın ait oldukları oymağın adından geldiği bilinir. Dudulu/Tutulu, Dudul/Tutul, Dul/Tul dönüşümü veya Tuklu/Tuğlu’nun Tuğlu, Tuğl, Tul dönüşümü ya da Tugla/Tulga, Tolga/Tolga’nın Tulga’sından olmalıdır. Bu da Dulkadır adının Dudulu/Tutulu Kadir, Tuğlu Kadir ya da Tulga dar dönüşümlerinden birisi olduğuna delalet eder. Sonuçta Tulgadır/Dulkadir adı, dede oymağı ya da ana oymak isimlerinden birisinden gelir. Görüldüğü üzere Bekdik aşiret tutalgası temelsiz değildir. 1. sırada zikredilen Tatıoğlu, Tutuoğlu/Duduoğlu’dur. Dulkadiroğulları’nın beyboyu oymağı Bektutulu ile Bektuklu oymağı Bekdikleri oluşturmuştur. Konya-Ereğli Bekdikleri arasında Tatırlı/Tatıoğlu obası da vardır. Yazılışı nedeniyle Beğtoğlu okunan cemaat de Beğtuklu yani Bektuklu’dur.

Günümüzde yaşayan tüm Dulkadiroğulları, Bayat Boyu’ndan olduklarını, ancak bunun aile içinde kuşaklar boyu unutulup bilinmediğini ifade ediyorlar. Osman Turan, “İcabet us-Sail ilâ Marifet ir-Risâil adlı eserde Dulgadırlılar Oğuzlar’ın Bozok kolundan gösterilir” diyor (Osman Turan; Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, s.195, dipnot 158). Faruk Sümer ise “Bu ailelerin en büyüğü olan Dulkadıroğullarının hizmetinde daima Bayatlar görülmektedir ki, bu husus esasen Boz-Oklar’dan olduğu kesin olarak bilinen bu hanedanın bu boya mensup olması ihtimalini hatıra getiriyor” diyerek Dulkadırlıların Bayatlara mensup olmasını muhtemel görüyor (Faruk Sümer; Oğuzlar, s.165, 223. Nitekim 1404–1405 yılında Dulkadiroğlu Halil Beğ oğlu Alâud-din Ali Beğ’in buyruğunda Bayatlar ve İnallılar vardı. Faruk Sümer, aynı eserin 231. sayfasında Bayatlar ve İnallular arasında kabilevi bir akrabalık olabileceğine dikkat çekmektedir). Ereğli Bekdiklerinden Zengen köyünü kuranlar arasında “İnaloğlu” adlı bir beyden bahsedilir ve bu beyin ismi bugün Zengen köyünde bir tepenin adında (İnaloğlu Sivrisi) yaşamaktadır.

Cevdet Türkay da Dulkadiroğullarının Bayat boyundan olduğunu yazar. Kitab-ı Diyarbekriyye’de Kara Beğ-i Dulkadir (Dulkadir hanedanından Kara Bey), Bayat Beğlerinden Nasır Hüseyin Beğ ve Abdi Beğ’den bahsedilir. Bu üç beyin birlikte 1457 yılında Karacadağ’da yurt tuttukları bildirilir (Ebu Bekr-i Tihrani; Kitab-ı Diyarbekriyye, s.254, 265, 273). Yine Refet Yinanç, 1504 yılında Kara Bey oğlu Abdi’den bahsediyor (Refet Yınanç; Dulkadir Beyliği, s.92). Kara Bey’in oğluna muhtemelen Karacadağ’daki Bayatlı Abdi Beyin isminin verilmesi söz konusudur. Bu da aralarında bir akrabalık bağı olabileceğini gösterebilir. Ancak diğer beylerin Bayat olarak tanıtılmasına rağmen Kara Bey’in Dulkadır lakabıyla anılması onun Bayatlardan olmadığına delalet etmektedir. Diğer taraftan ne Dulkadiroğullarının ne de Bekdiklerin “Bayatî ağzı” yoktur. Bilindiği gibi Bayatların kendine has ağzı ve makamları vardır. Bayatî konuşma, bugün Kerkük’ün doğusunda, Elazığ yöresinde ve kısmen de Urfa yöresinde vardır. Halbuki 1968 Maraş İl Yıllığı, İslam Ansiklopedisine (İslam Ansiklopedisi; 3. cilt, s.654-55) dayanarak, Dulkadiroğullarının Afşar boyuna bağlı ve yiğitlikleriyle meşhur bir aşiret olduğunu yazmaktadır. Prof. Dr. Salim Cöhce “eskiden Dulkadiroğulları Avşar bilinirdi, ne olduysa Bayat denmeye başlandı” diyor. Tomarza’da Dulkadir Avşarlarından Köse Davutlu’ya bağlı İncili köyünün bulunması Dulkadiroğulları’nın Avşar olabileceğini gösteriyor.

Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları, 12. ve 13.yüzyılda Çukurova bölgesinde üstünlük sağlamış, bu sebeple Memluklular tarafından “Türkmen Emir-ül Umeralığı”na atanmış ve zamanla beylik haline gelmişlerdir. Bu yüzyıllarda Halep Türkmenleri olarak anılıyorlardı. Başlangıçta Halep Türkmenlerinin öncülüğü Bayatlar boyundaydı (şimdi bu Bayatlar Kuzey Irak’ta meskûndur). Fakat zamanla, özellikle Moğol istilası öncesinde Avşarlar çoğaldı ve üstünlüğü ele aldı. Dulkadirliler ve Ramazanlılar, bu çoğalma döneminde ortaya çıktı. Dolayısıyla tarihi perspektif açısından Dulkadırlıların Avşarlardan olma ihtimali daha güçlüdür. Ramazanoğullarının Yüreğir boyundan geldiği biliniyor. Ama Çukurova’da Ramazanlı-Memluklu mücadelesinde Avşarların desteği alınmadan bölgede hâkimiyet kurulamadığı da bilinen bir gerçektir (Bu konu hakkında bakınız. Şehabettin Tekindağ; “II. Bayezid Devrinde Çukurova’da Nüfuz Mücadelesi”, Belleten XXXI, Sayı 123, İstanbul 1967). Dulkadirliler’in savaşçı ve mücadeleci yapısına bakılınca da Avşar boyundandır demek lazım. Biz Dulkadiroğulları ve Bekdikler’in Avşar olduklarını kabul ediyoruz. Nevşehir Bekdikleri, iskân olduktan sonra kavgacılıkları sebebiyle asimile olup Bekdikliklerini unutmuşlardır (Bugün Nevşehirli bir Bekdik, başka boydan olan annesinin babasına Bekdikli değil misiniz, kavgacısınız dediğini, çocukluklarında Bekdik çocuklarının esnafa çırak verildiklerini, Bekdik’im demeye utandıklarını belirtti. Haluk Nur Baki’nin abisinin Bekdikler’i “Kart adamlar” (eğilmez, bükülmez, özü sözü bir, kavgacı, dik adamlar) olarak tanımlıyor).

Bekdikler Dulkadiroğlu’dur, Dulkadiroğlu Bekdik’tir. Refet Yinanç hocamızın Dulkadir Beyliği kitabında yer verdiği Dulkadiroğlu şeceresinde Çorum Sungurlu kolundan Dr. Hüseyin Dölarslan’ın “Biz Bektik’iz” dediği tarafımıza iletildi. Üstelik Dulkadiroğulları, ana oymağın ismini (Bek Tuklu) taşımaya devam etmekte; Bekdiklerin ana oymağı ve Dulkadiroğullarının dede oymağı olan Bek Tutulu’yu içinde bulundurmaktadır. Daha Maraş’ta iken Bektutulu ile Bektuklu tamamen kaynaşmış olup ikisi bugün tek oymaktır yani Bektikler’dir. Nitekim Besim Atalay, Konya-Ereğli Bekdiklerinin köyüne “Begtutular Köyü” demektedir (Besim Atalay; Maraş Tarih ve Coğrafyası, İstanbul 1973). Selçuk Peker, tezi için yaptığı alan çalışmasında Bektik kelimesinin anlamı olarak Bektikler arasında “Beğdik, bir zamanlar Beğ idik” denildiğini tespit etmiştir (Selçuk Peker; Ereğli (Konya) Havalisi Bekdikleri’yle İlgili Demografik ve Etnografik Bazı Tespitler, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Ekim 2005, Sayı 158). Yine Prof. Dr. A. Rafet Özkan, Bekdik kelimesini yorumlarken “Beğ İdik” anlamını vermiştir. Kazım Süllü, önce Bektik isminin Avşar Erbil Begtigin Atabeyliği’nden geldiğini ileri sürmüş, sonra Bek Tuti dip oymağımızın adından yola çıkarak Orta Asya’da Üçok Oğuzlarının beyi Tutibek’ten geldiğini; ancak Tutibek’in Üçok değil Bozok Beyi olduğunu yazmıştır (Kazım Süllü; Bektikler-Konya Ereğli Oğuz Türkmenleri, Ankara 2005).

Bana göre adını ilk kez 1069’da duyduğumuz ve Malazgirt Savaşı’na da katılmış olan Duduoğlu’ndan (Duduoğlu hakkında ilgili Selçuklu Tarihleri, Malazgirt Savaşı ile ilgili eserler ile Osman Turan, Ali Sevim, Mükrimin Halil Yınanç, Fuad Köprülü, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Faruk Sümer’in eserlerine bakınız) (bazı kaynaklarda Tavtavoğlu/Davdavoğlu olarak geçer) ismini alan Tutuoğlu oymağı dip oymaktır. Bu oymağa bağlı Bek Tutu ve Tuğlu/Tuklu oymakları vardır. Yine 13. yüzyılın başlarında adı duyulan Halep Türkmenlerinin beyi Dudioğlu da Duduoğlu’nun neslidir. Tutuoğlu oymağının beyobası Bek Tutu/Bek Tuti obası; Tuğlu oymağının beyobası ise Bek Tuklu obasıdır ki her ikisi de sonradan oymak olmuştur. Faruk Sümer, Tutibek ile Dudioğlu’nun bağlantısını sorgulamış ancak bir sonuca ulaşamamıştır. Duduoğlu/Tavtavoğlu’nun adını taşıyan Taf oymağı da (Kayseri’de Taf adında bir Avşar kasabası vardır) Avşar’dır. Bekdiklerin ait olduğu boy kesinleşirse (ki bizim araştırmalarımıza göre Avşar’dır) Dulkadiroğullarının boyu da belli olacaktır.

Bektutulu Bekdikler

1434 yılında Dulkadiroğlu Nasıreddin Mehmet Bey tarafından yaptırılan Kadı Medresesi’ne Alaüddevle Bey, medreseye hizmet eden Begtutulu-Begtutlu Cemaatinin ismini vererek Bektutiye adını vermiştir. Evliya Çelebi’de Beğdudiyye olarak geçen bir medrese vardır; Osmanlı kaynaklarında Bağdadiyye olarak yazılan ve Alaüddevle Bey tarafından yaptırılan ikinci bir medrese olan Bağdadiyye’nin asıl adı da bize göre bu Beğdudiyye’dir. Maraş Vakıfları hakkında kıymetli bir tez hazırlayan (yakın zamanda kitap olarak yayınlandı) Rahmi Tekin’in yazdıklarına (Rahmi Tekin; Zülkadir Beyliği ve Osmanlı Devleti Zamanında Maraş Vakıfları, Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Şanlıurfa 1996) ve yaptığımız görüşmelere göre Begtutlu cemaati, Bey Dik (Bektik) cemaatidir ve Alaüddevle Vakfiyelerine göre Alaüddevle Bey tarafından bu cemaate ayrı bir ilgi, yakınlık gösterilmektedir. Bunun sebebi Begtutiler’in Dulkadiroğlu olmasıdır. Nitekim Alaüddevle Bey’in şeyhülislamı da Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in 12. göbekten dedesi olan Mevlana Bektuti Hazretleri’dir. Üstad, kendi eliyle yazdığı Osmanlıca şecerede ve “O ve Ben” kitabında, şeyhülislam dedesinin Zülkadiroğulları’ndan olduğunu belirtmiştir. Konya-Ereğli Bekdiklerinden olan Kara Bekdikler, Bektutizade Karaca Muhammed Mustafa Efendi oğlu Karaca Ahmet’ten gelirler ki bu Bektutiler, Suli Bey oğlu Sadaka Bey evlatlarıdır. Kırşehir Bekdikleri de Suli Bey soyudur ki oğlu Pir Gaib’den inerler. Üstadın dedesi Bektutlar, Bekdiklerin de dedesidir.

Bekdikler, Maraş Bektutiye Medresesi vakfının reayası, hizmetkârı, sahibi ve ulemasıdır. Maraş’ta yetişmiş hemen hemen tüm ünlü âlimler Bektuti’dir, yani Bekdik’tir. 1563 Maraş Tahrir Defterinde Begtutlu mahallesinde oturan o dönemin âlimleri zikredilmiştir. Evliya Çelebi, Kudüs’te ziyaret ettiği mezarlıkta metfun Bektutiler’den ve dayısı olan Dulkadirli Salim Bey’den bahsetmektedir. Sicilli Osmani’de “Al-i Bektut” nesli olarak geçmektedir (Mehmed Süreyya; Sicill-i Osmani, 6.c., İstanbul 1996). Şair ve âlim Sünbülzade Vehbi, Saçaklızadeler, Muidzadeler, Sütçü İmam, Necip Fazıl’ın da mensup olduğu Kısakürekler, Şeyh Kuddusi, Şair Nefi ve Nabi ünlü Bektutilerdendir (Cemil Çiftçi; Maraşlı Şair-Yazar-Alimler, İstanbul 2000). Urfa’da Şair Nabi’nin sülalesi olan Hacı Gaffarzadeler de (ŞURKAV; Şanlıurfa-Uygarlığın Doğduğu Şehir, Ankara 2002) Ereğli Bekdikleri’nden Gaffarlı’nın bir koludur. Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın annesi Fatma Hanım da Bekdik’tir. Kazım Karabekir Paşa, Bektutiye Medresesi Türkmenlerinden “Kara Bekir’in Türkmenleri” oymağındandır. Karabekir Paşa’nın Avşar olduğunu da ekleyelim. Osmanlının ilk PTT Genel Müdürü Ahmet Fahri Bey ve Şükrü Paşa, Nevşehir Bekdiklerindendir. Günümüzde ünlü Bekdiklere örnek olarak Vural Öger (Öger Turizm), Ferruh Bozbeyli, merhum Aslan Nihat Bekdik (ünlü futbolcu ve politikacı), Köksal Özbek (Fenerbahçe eski idarecisi), merhum Kerim Bekdik, Murat Bekdik ve Prof. Dr. Coşkun Bekdik sayılabilir. Siirt’in ünlü ailesi Bedükler de Bekdik’tir. Bursa, Balıkesir (Beydioğulları, Sülükioğulları), Kütahya-Tavşanlı (Beydi ve Sülükioğulları), Afyon-Sandıklı ve Emirdağ, Sivas, Samsun, Yozgat, İzmir-Tire, Aydın-Söke’de de Bekdikler bulunmaktadır.

Bekdiklerin İç Anadolu’ya Göçü

Evliya Çelebi, “Bekdikler’in Maraş’ta ‘azim-ül tuğyan’ edip nice nice yerlere, Arabistan, Karaman vd. garet ettirildiğinden” bahseder. Dulkadiroğulları Beyliği yıkıldıktan sonra Maraş’ta 19.yüzyıla kadar süren Dulkadiroğulları-Bayazıtoğulları kavgaları olmuştur. Osmanlının temsilcisi olan Bayazıtoğulları ile hakimiyet mücadelesi sürmüştür (Bekir Sami Bayazıt; Kahramanmaraş’ta Bayazıtoğuları 1514-1990, Kahramanmaraş). Bu kavgaların sonucu Bekdikler, Maraş’tan sürülmüşlerdir. Maraş’taki Kanlıdere ve Boğazkesen yer adları isimlerini bu kavgalardan almıştır.

Vesikalarda Bekdik ismine, şu anki bilgilere göre, ilk defa 1520 tarihli Sivas Tahrir Defteri’nde ve Kırşehir yöresinde rastlanmaktadır. Bu belgeye göre Bekdikler, Kırşehir’e iskân edilen Varsak Türkmenlerine tabidir ve “Cemaat-i Bekdik tabi-i Varsak” olarak kaydedilmiştir. Bölgeye 1500–1520 tarihlerinde gelmişler ve 15 kabile olarak Kaman’a yerleşmişlerdir. Baş bölük, Dulkadiroğlu Suli Beyin oğlu Ahmed’in oğlu Pir Gayb bölüğüdür. Bu Bekdikler, Arıklar, Karacalar, Yenice Bekdikler, Çunkar, Okçu Mehmed, Kara Balı, Ulak, Seferlü, Kazıklı, İncuk olarak yazılmıştır (Sebahattin Yaşar; XV. Yüzyılda Kırşehir Varsakları, Ankara 2005). Diğerleri ise bugün Aksaray-Sarıyahşi-Bekdik köyünü kuran Koca Yakup Kethüda Bölüğü ile Kılavuzlu, Kepirli ve Bulduklar’dır. Yukarıda da bahsedildiği gibi Varsak Türkmenleri içindeki Toklu Gümüş ve buna bağlı Kömüşkin Batuk, Gümüşkin ve Süleymanlı cemaatleri ile Karacalu ve buna bağlı Kara Bekirli; Kara Koçlu Cemaatine tabi Kaman/Kamanlı cemaati ile Kara Koçlu içindeki Karkın bölüğünde bulunan Kızkapan Bölüğü Bekdik’tir. Ayrıca Kusun’a tabi gösterilen Aşıklı kabilesi de Akkaş Bekdikleri’ndendir.

1530 tarihli 908 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bekr ve Arab ve Zül-Kadriyye Defterinde Sağırlı ve Sofular oymaklarının bu tarihte Kırşehir’de oldukları görülüyor. Yine bu defterde Nevşehir’e 1728’de iskan olan Bekdikler’in, 1530’da Koçhisar’da bulunan Kara Kocalu/Kara Karacalar (Kara Bekdikler) olduklarını gösteriyor. Bugün Aksaray’da bulunan Dulkadiroğulları’ndan Arıbaş soyadlılar da Kara Karacalar’dan olduklarını söylemektedirler (998 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bekr ve Arab ve Zül-Kadriyye Defterinde geçen Kara Koca, Koca oğlu ve Karaca oğlu ile 387 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Defterinde geçen Kara Karacalar/Kara Kocalu yazması aslında Kocalu okunan kelimenin aslının Karaca olduğunu gösteriyor. Böylece Dulkadiroğlu olduğu bilinen Bozok’taki Kızıl Kocalular’ın gerçekte Kızıl Karacalar olduğunu ortaya çıkmaktadır). 1584’de ise Kayseri’de Çöplü Avşarları içinde Bekdiklerden Süllü, Sağırlı ve Karalar obalarını görmekteyiz.

Sultan IV. Murat’ın Bağdat Seferi dönüşü verdiği 1635 tarihli bir ferman elimizdedir. Bu fermanda “Maraş Mektubiye Medresesi evkafı reayasından Bektük nam cemaatinden 300 hane Karaman Ereğlisi Horti Derbendine, 300 hane Konya Saideli nam-ı diger Kadınhanı Derbendine iskan eyleyüp…” yazmaktadır. Kadınhanı’na iskan olduğuna dair bugün hiçbir iz yoktur. Bu ferman ile bugün Konya Ereğli Bekdikleri’nin merkezi olan Hortu (Sazgeçit) Köyü Hanı Derbendine Bekdik Gaffarlı ile Karabeğdik cemaatleri iskan oldular. Ancak Kara Bekdikler iskanı terk ederek Aksaray-Koçhisar taraflarına kaçtılar ve burada Danişmendli Türkmenleri mukatasına (sonradan bu mukataa Danişmendli Türkmenleri boybeyi oymağı olan Boynuinceli Türkmenlerinin adını alarak Boynuinceli mukataası olarak geçti.) dahil oldular. 1656 tarihinde 20 hane vergi nüfusu ile Kırşehir-Nevşehir-Aksaray bölgesinde bulunan Rum Evi Danişmendlileri içinde bulunan Bekdikler bunlardır (Tufan Gündüz; XVII ve XVIII. Yüzyıllarda Danişmendli Türkmenleri, Yeditepe Yay., İstanbul 2005). Bu Bekdikler, İç Anadolu’da görülen ikinci Bekdik grubudur. 1709 yılında Kara Bekdikler Aksaray’dan alınıp tekrar Maraş’a iskan edildiler ve yeniden Bektutiye Medresesi vakfına reaya oldular. Ancak Kara Bekdikler, Maraş’ı terk ederek Aksaray’a dönmüşlerdir ama vergilerini yine Maraş’taki medreseye ödemeyi talep etmişlerdir. 1722–23 yılında Kara Bekdikler için tekrar Ereğli-Horti Hanı Derbendine iskan fermanı çıkmıştır. Bir kısmı ise Kayseri-İncesu Derbendine iskan edilmiştir (Cengiz Orhonlu; Osmanlı İmparatorluğunda Derbend Teşkilatı, Eren Yay., İstanbul 1990; Cengiz Orhonlu; Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskanı, Eren Yay., İstanbul 1987; Yusuf Halaçoğlu; XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara 1997). Cevdet Türkay’da, Karabeğdik ve Kamanbeğdik cemaatleri için “…an’asıl Meraş’da Mektubiye medresesi vakfı iken, Ulukışla ile Karapınar mabeyninde Hortu hanına iskan olunmuştur. Derbendci idiler” diye yazmaktadır (Cevdet Türkay; Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar, Tercüman Yay., İstanbul 1979). IV. Murat fermanında ve Cevdet Türkay’da “Mektubiye” yazan medrese Maraş Bektutiye Medresesi’dir ki Maraş vakfiyelerini tez olarak hazırlayan Rahmi Tekin de bunu doğruladı.

Bugün Ereğli Bekdikleri arasında olan 5 ana kabileden Karalar (Kara Karacalar), Kamanlı, Sağırlı (Sağıroğulları, Sunguroğulları, Sugurlu) ve Karacimler, bölgeye derbentçi olarak 1723’te; Kavuklular ise 1743 yılında derbentçi olarak Maraş’tan getirilerek iskan edilmiştir. Kazım Süllü’ye göre her Bekdik oymağının ongunu farklıdır. Sağırlı oymağı sunguru; Kara Bekdikler/Kara Karacalar koyunu (koyunun melek olduğu inanışı vardır); Kavuklular laçin/balabanı, Kaman Bekdikler tazıyı, Karacimler ise Karatanayı ongun kabul ederler.

Koçhisar’da bulunan Bekdikler’den 79 hane ise Nevşehir’e iskân edildiler (Zeynep Korkmaz; Nevşehir ve Yöresi Ağızları, Ankara 1994). Bunlar, 1530 defterine göre Kara Karacalar/Kara Bekdikler’dir. Cevdet Türkay’da Aksaray-Nevşehir yerleşimli gösterilen Akkaş Bekdikler de Nevşehir’dedir. Bugün Bekdik Mahallesi adından başka bir şey bilmeyen Nevşehir Bekdikleri maalesef bu konuda yardımcı olamadılar.

Bekdik Türkmeni olduklarını unutmayan Bekdikler sadece Konya-Ereğli ve Niğde-Bor Bekdikleridir. Türkmenlik geleneğine sahip, gelenek ve göreneklerine, törelerine bağlılıklarını sürdürmektedirler. Ereğli’nin Hortu köyünden Bor’a doğru yayılarak birçok köyler kurmuşlardır. Peter Andrews, Bekdikler’i Sünni Müslümanlar arasındaki Türkmenlerden gösterir (Peter Alford Andrews; Türkiye’de Etnik Gruplar, çev.Mustafa Küpüşoğlu, İstanbul 1992). Bektuti kolu çok sayıda Ortodoks İslam alimi yetiştirmişken konar-göçer olan Bekdikler, Heteredoks İslam’a daha yakındır. Ereğli’deki Kavuklu kabilesi, Maraş Bektutiye Medresesi alimleri olup, bunlardan Karaküçükler, Kabe ve Mescidi Aksa’nın “Feraşet-i Şerife” görevlerini uzun yıllar yapmışlardır. Türkmenlerde olan Şaman-Heteredoks İslam inancı, bugün bile Bekdikler’de ne olduğu düşünülmeden ve bilinmeden izlerini sürdürmektedir. Mesela buruk (hortum) gelirken çocuklar “Ali burda! Ali burda!” diye bağırmaktadırlar. Bekdik köyüne cami yapıldığında ezan sesini duyanlar “Bat dünya bat, Bekdik’te de ezan okunuyor!” demişlerdir.

Dr. Ali SAYAR

Ereğli Devlet Hastanesi

Son Güncelleme: Salı, 09 Mart 2010 12:18
 

Anketler

BÜLENT ŞERMET'İN YAZILARINI NASIL BULUYORSUNUZ?
 

Online Kişiler

Şu anda 2 konuk çevrimiçi


Created by Reklam Aracı